.

.

17 Şub 2013

Avlamanın Kırmızı Tabanlı Hali; "Louboutin"




      Bu yazıya başlamadan önce sağlığınız, aile ekonominiz ve temizliğiniz için birkaç şey yapmanızı isteyeceğim. İlk olarak eğer masa üstü bir bilgisayar kullanıyorsanız ekranı vidalar yardımıyla bulunduğu yere sabitleyiniz. Taşınabilir bir aygıttan bağlanıyorsanız fırlattığınızda zarar görmeyeceği yumuşak yüzeylerin olduğu bir mekana geçiniz. Kesici delici aletleri ulaşamayacağınız yerlere kaldırınız. Ve en önemli akması muhtemel ağız sıvılarınızı silebilmeniz için 3 rulo tuvalet kağıdını yanınızda bulundurunuz. Her şey tamamsa artık okumaya başlayabilirsiniz.

           O özellikle kadın ayakkabısı denildiği zaman dünyada ilk akla gelen isim; Christian Louboutin. 1992'de ilk mağazasını açmasının üstünden daha 1 ay geçmeden şans yüzüne gülüyor. Monako Prensesi Caroline şans eseri dükkanına giriyor ve  neredeyse bütün ayakkabılardan sipariş veriyor. Elbette bir prensesin yeni açtığınız dükkanınıza gelip onlarca ayakkabı alması büyük bir şanstır ama aynı anda Amerika'nın en ünlü dergilerinden "W"nin editörünün de dükkanınızda olması ve bunu haber yapması şansın alasıdır. 1993 yılında yanında çalışan asistanının sürmekte olduğu ojesini alıp sevmediği siyah tabanları kırmızıya boyamasını ise şans olarak adlandırmak büyük bir insafsızlık olacaktır. İşte bu bir anda ortaya çıkan kırmızı taban sadece tasarımcının değil kadınların da kaderini değiştirdi. Kendisinin de dediği gibi "Ayakkabısının tabanı kırmızı olan kadın zor unutulur ve dikkat çeker. İşin sırrı kırmızıda"

      Yıllar ilerledikçe kırmızı taban onunla öyle özdeşleşti ki  Paris'in ünlü caddelerinden birinde açtığı mağazasına izin alamadığı için tabela asamaması hiç problem olmadı. Vitrindeki kırmızı tabanlı ayakkabılar bu görevi fazlasıyla yerine getirdi. Elbette bu kadar karakteristik olan ve ilgi gören tabanlar hemen taklit edilmeye başlandı. Hatta o kadar ki dünya devi Yves Saint Laurent ile bu yüzden mahkemelik oldu. Elbette insanın içine ateş gibi düşen bu ayakkabılara sahip olmanın bedeli de maddi olarak biraz ağır oluyor. O yüzden Loubouttin giyen biri maddi durumunu açıkça gözler önüne serebiliyor. Bir ayakkabıya o kadar para vermek elbette her zaman herkes tarafından kabul edilebilir bir durum değil. O kadar ki Cumhurbaşkanı Abdullah Gül'ün eşi Hayrinüsa Gül bir seyahatinde kırmızı tabanlı ayakkabılarından dolayı ağır eleştiriler almıştı. Malum kolay değil asgari ücretten bile yüksek fiyatları. Ama daha sonra bu ayakkabıların Louboutin değil Nursace marka olduğu (Nereden tutsan elinde kalıyor diyebiliriz bu duruma) ve 270 liraya kredi kartıyla alındığı belgelendirilmişti. Yani Louboutin giymek her zaman için sandığınız kadar zevk verici olmuyor. Zevk vermekten bahsedince tabi bu yalanası ayakkabıların rahatsızlığından, hatta küçük bir işkence aleti olduğundan da bahsetmeden olmaz. Chrisitian zaten kendisi de vurguluyor bunu "Benim ayakkabılarım koşmak için değil bilakis yavaş yavaş yürümek içindir. Zaten ayakkabıyı giydikten 15 dakika sonra ne demek istediğimi anlarsınız" diyerek.

       Ne olursa olsun, ne kadar acı verirse versin ne kadar rahatsız olursa olsun kadınlar vazgeçemiyor bu ayakkabılardan. Şık, dikkat çekici ve en önemlisi seksi. Erkeklerin ağzını yüzünü kaydırmaya en çok yarayan şey sivri, yüksek topuklu ayakkabı değil de nedir? İşte Louboutin bu hizmeti gerçekleştirmek için çalışıyor kadınlar adına ve oldukça da başarılı oluyor. O kadar ki kırmızı tabanlı ayakkabılarıyla arz-ı endam ederken hayatının adamını bulup evlenen kadınların hikayelerini sık sık duyabilirsiniz tasarımcıdan.

      Louboutin 2012-2013 İlkbahar-Yaz koleksiyonunun tanıtım çekimleri tam olarak bu noktaya dikkat çekiyor. Peter Lipmann tarafından bir sahil kasabasında gerçekleştirilen çekimler Louboutin kullanan kadınların erkekleri nasıl avladığını gösteriyor. Biraz pahalı bir yem olsa da işe yaradığı kesin.












 Ve sonuç!

      Bir de bu reklamlarda kullanılmayan ama bu sezon görülmesi gereken güzellikler var ki onları da paylaşmadan geçemeyeceğim. Derin bir nefes alın, sakin olun ve buyurun...













0 yorum:

Yorum Gönder