.

.

23 Mar 2013

Egemen Bey'in Gündüz Düşleri


      Blogu açtığımdan beri genellikle kadın modasıyla ilgili yazdığımın farkındayım. O yüzden kendimi affettirmek için bu hafta sonu blogu erkeklerin hizmetine sunmaya karar verdim. Her ne kadar şu anda dışarıda kar yağıyor olsa da bir kaç haftadır bahar geldiğinin sinyallerini veriyor. Çiçek açmak için çabalayan ağaçlar, yollarda satılmaya başlayan nergisler bunun açık göstergesi. 

      lkbahar-Yaz sezonunda sahip olmak istediğim parçaları sizinle paylaşmak istedim bugün. Sakın yanlış anlaşılmasın doğum günüme an itibariyle tam 1 ay kalmış olmasının bu yazımla bir alakası yok. Yani size bir nevi hediye tüyosu verme gibi bir niyette değilim. Bunlar benim sadece "Gündüz Düşlerim".



      Ermenegildo Zegna'nın koleksiyonundan deri detaylı, kolej montlarını andıran parça için ağzımın suyu aktı desem yeridir. Kahverenginin ağır havası ile bu genç kesim birleştiğinde ortaya cezbedici bir sonuç çıkmış. Ütü izli pantolon ve püsküllü ayakkabılar ile de bu sportif imaj desteklenmiş. Sonuç toplu olarak çok güzel. Ama ben mont ve gözlüğü istiyorum.


     
        Belstaff'ın bana göre sezonda ortaya koyduğu en büyük güzellik bu palto. Sezon için belki fazla tok bir kumaştan yapılmış olabilir ama Ankara gibi soğukları geç atlatan bir şehir için fazlasıyla tercih edilebilir şıklık. Bilmeyenleriniz için belirteyim ben renk körüyüm. Özellikle bunun gibi ara renkleri seçmede zorluk çekerim. Bana göre içine uçuk mavi eklenmiş bu taş rengi manto ve detaylarındaki incelikler gündüz düşüm olmayı fazlasıyla hak ediyor.


      İşte en çok istediğim parçalardan bir tanesi. Bottega Veneta imzalı kızıl kahve ince deriden, yer yer lastikli bu üst için daha fazla konuşmak istemiyorum. Her şey ortada zaten.


      Renk geçişlerini çok sevdiğim bu reglan kollu uzun mont Andrea Pompilio koleksiyonundaki favorim. Kol ağzının iç kısmında kullanılan parlak kumaş detayı ve koyu renklerin tercihi bu sportif görüntünün içine abartısız bir ciddiyet katmış. Özellikle son zamanlarda aldığım kiloları gizleyebilmek ve şık olmak adına kendisini istiyorum.

     
      Bence kadın modasında bu sezonun en başarılı koleksiyonunu çıkaran dünya devlerinden Balmain erkekler için aynı özeni göstermemiş. Ama yine de trençkot havasındaki bu palto ve şal yakalı bu cekete hayır demek imkansız.


      İşte geldik gözümün bebeklerinden bir tanesine. Bu önünde bloklar halinde süslemelerin olduğu James Long tasarımı triko beni tam anlamıyla kendimden geçirdi. 600 ile 700 euro arasındaki fiyatı da yine beni benden alan başka bir unsur. Peki bu durum beni vazgeçirebilir mi? Elbette hayır. Makasına, iğnene ve bileğine kuvvet Egemen...



      Yine gri ince bir triko var listemde. Markus Lupfer'in uğur böcekli bu tasarımı çok hoşuma gitti. Genç, şık ve stil sahibi erkeklerin iş hayatının kalıplarını göze batmadan yıkmaları bence bu parçayla fazlasıyla mümkün.



       Tek kalıp 5 farklı beyaz gömlek. Dsquared2, tasarımcı ikizlerin keskin zekası ve estetik anlayışları ile her geçen gün bir adım daha ileriye gidiyor. Süslemelerdeki bütün parçalara ayrı ayrı bayıldım. Özellikle pembe yakalı ve patlı gömleğin göğüs kısmında bulunan metal broşlar çok ama çok güzel. Göbeğimin bağımsızlığını ilan etmesine inat hepsini giymek istiyorum.


      Aslında çok kararsız kaldığım parçalardan biri oldu bu Burberry Prorsum gömleği. Uzaktan bakıldığında çok güzel görünen ama yakından incelendiğinde aynı etkiyi bırakmayan giysiler vardır. Bu gömlek benim için bu kategoriye girebilir. Bize lise de bile öğretilen bir şey vardır. Eğer ekoseli veya çizgili bir giysi dikiyorsan kalıbını kumaşa ona göre yerleştir. Çizgi takibini hiç bir zaman kaybetme. Eğer edersen o giysinin bir anlamı kalmaz. İşte Burberry gibi büyük bir markada bu tarz bir ihmali görmek sanırım beni düşünmeye sevk etti. Bedenden kola doğru devam eden çizgi sol kolda yukarıda sağ kolda aşağıda kalıyor ve biraz düşünmeme neden oluyor. Çizgilerin birbirini düzgün takip etmiş halini ister miyim? Hem de nasıl...




      Gucci koleksiyonundan seçtiğim bu parça bana resmen huzur veriyor baktıkça. Feminen denebilecek bir desen olmasına rağmen polo yaka ve mavi tonlarının tercih edilmesi o havasını biraz kırıyor ve gönlümü fethediyor. Ayrıca yakadan çıkan farklı kumaştan kol detayı da fazlasıyla güzel.



      Costume National Homme ve Les Hommes koleksiyonundan seçtiğim bu iki pantolon modelini çok beğendim. İkisi de hem çok rahat hem de çok şık görünüyor. Her ne kadar giyeni olduğundan şişman gösterme özelliğine sahip olsalar da uzun bacak boyumla biraz kilo verdikten sonra ikisinin de hakkını verebilirmişim gibi geliyor. 


      90'lar çocuğu olarak benim de o kot bahçevan tulumlardan giymişliğim vardır. Gerçek anlamda insanlık tarihi için yapılan en büyük kötülüklerden birisi olduğunu düşünüyorum onların. Zaten o travmadan sonra bir daha tuluma karşı hiç bir yakınlığım olmadı. Ta ki bu sezona kadar. Lanvin koleksiyonunda yer alan bu tulum bana göre fazla güzel ve giyilesi.


      Tutku ile yazılmış satırları okumaya başlıyorsunuz şu anda. Bu sezon erkekler için çanta en vazgeçilmez aksesuarlardan. Özellikle oversize çantaları bol bol göreceğiz. Ben çantasız dışarı çıkmayı sevmeyen biri olduğum için canıma minnet. Ama bu siyah, salaş Phillip Lim evdeki bütün çantalarıma küsmeme neden oldu. Taşıma şekli bakımından çok yönlü olan bu çanta için şarkılar bile yazabilirim. O kadar beğendim.


      Yine çok beğendiğim bir çanta var sırada. Christopher Shannon imzalı bu sırt çantası gerçekten çok tarz. Her ne kadar taktığım zaman cüssem nedeniyle beni Ninja Turtles'a çevirecek olsa da yine de istiyorum.


    Eğer koyu renkli bir üründe turuncu detaylar varsa o ürünü arzulama oranım %80'den az değildir. O kadar hoşuma gidiyor. Hal böyle olunca da Louis Vuitton koleksiyonunda yer alan bu çantayı beğenmemem tuhaf olurdu. Eyy çanta ne de güzelsin.



      Ports 1961 koleksiyonunda yer alan yukarıdaki iki ayakkabıyı da istiyorum. Özellikle sarısına dışarıda giymek yerine, evde sarılıp uyuyabilirim o derece düşlerimi süslüyor.



      Diesel Black Gold ve Costume National Homme çatısı altında yer alan bu iki ayakkabı hem detayları hem de kullanılan deri nedeniyle çok hoşuma gitti. Çok fazla işlemden geçirilmemiş daha ham görünen deriden yapılmış bu ayakkabılar insana bildiğiniz rahatlık hissi veriyor.



      Ve son gündüz düşüm. Givenchy'in bu iki gözün ortasında burunun üstünden geçen aksesuarı satışa çıkarıp çıkarmadığını bilmiyorum ama beni etkilediğini kesinlikle söyleyebilirim. Kendisi burada yazdığım diğer parçalar gibi geçtiğimiz aylarda 2013 İlkbahar-Yaz sezonlarının tanıtıldığı defilelerden fırlayıp, arzu nesnelerim arasına girmeyi başardı.


   

2 yorum:

  1. erkek kıyafetlerini de aksesuarlarını da ayakkabılarını da almaktan çekinmeyen biri olarak söyleyebilirim ki: christopter shannon'ın sırt çantası ve ports 1961'nın sarı ayakkabıları benim de gündüz düşlerime girerler :)

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Alalım mı o sarı ayakkabıları...

      Sil