.

.

4 May 2013

2013 Eurovision Şarkı Yarışması Yaklaşırken


      Çevremdeki herkes Eurovision'a ne kadar düşkün olduğumu bilir. Ülkeler adına yarışacak şarkılar açıklanır açıklanmaz beğendiklerimi hemen her yerden duyurur ve yarışma günü ne kadar doğru tercihler yaptığımı görebilmek adına ekrana kilitlenirim. Eurovision geceleri ile ilgili bir çok anım vardır ayrıca. Bunlar arasında en unutulması Sertab Erener'in kazandığı sene zıplamaktan yatağımı kırmamdır. Yaklaşık 10 gün yerde yatsam da o sevinci yaşamış olmaya fazlasıyla değmişti.

      Bu sene Türkiye'için durum biraz değişik. TRT, %50 halk ve %50 jüri oylamasına dayanan yeni sistemin EUB (Avrupa Yayın Birliği)'nin finallere direkt giden 5 ayrıcalıklı ülkesi olan Fransa, Almanya, İtalya, İspanya ve İngiltere'ye yarışmadaki prestijlerini yeniden kazandırmak amacıyla getirildiğini ileri sürerek, şartlar düzelene kadar yarışmaya katılmama kararı aldı. Ayrıca yarışmanın ülke tanıtımına yeterli ölçüde katkıda bulunmaması da nedenlerden biri olarak gösterildi. Halbuki biz ülke olarak yıllardır komşu ve dost ülkelerin birbirlerine oy vermelerine alışmış, her oylamadan sonra bir daha izlemem bu yarışmayı dedikten sonra bir sonraki sene yine büyük umutlarla yarışma gecesini beklemeyi sevmiştik. Neyse kararın haklı ve haksız tarafları var elbette bu yazıyı buna ayırmak istemiyorum.

      Gelelim bu seneki yarışmaya. Geçen sene mükemmel bir şarkı ve yorumcu ile yarışmayı kazanan İsveç'in Malmö şehrinde düzenlenecek organizasyon. Stockholm ve Göteborg gibi büyük şehirler varken neden Malmö derseniz bunun iki nedeni var. İlki bu saydığım iki büyük şehrin yarışmanın düzenleneceği tarihlerde başka etkinliklere de ev sahipliği yapacak olmaları nedeniyle otellerdeki mevcut doluluk ve İsveç'in sorumlu yayıncı kuruluşunun küçük bir ortamda aile atmosferi yaratma isteği. Geçtiğimiz senelerde şarkılardan çok sahne şovlarının ön plana çıkmalarından rahatsız olmuşlar ve İsveç'de küçük bir arenada yarışmayı gerçekleştirerek, şarkılara tekrar eski değeri kazandırmak istemişler. İşi fazla abartmamış olmalarını dileyerek bu tutumlarından dolayı kendilerini tebrik ediyorum. Özellikle Ukrayna'ya birisi dur demeliydi yoksa milli servetlerini bu uğurda sıfırlayacaklardı. Yayıncı kuruluşu bir de bu sene ülkeler sahneye çıkmadan önce yayınlanan tanıtım videolarına getirdikleri yenilikler için kutluyorum. Bu sene her ülke şarkısını seslendirmeden önce verilecek tanıtım videolarında yarışmayı düzenleyen ülkenin değil yarışacak ülkenin görüntüleri yer alacakmış. Bunun içinde yarışacak 39 ülkeye çekimler için elemanlar gönderilmiş (Ülke tanıtımına katkıda bulunmuyor diyenler masalarının üstündeki sümenleri kemirsin).

      Geçtiğimiz senelere nazaran bana göre bu seneki şarkılar çok daha vasat. İçimden keşke katılmama kararı için bir sonraki sene mi beklenseydi diye düşünmüyor değilim. Çünkü son 10 yılda Türkiye'nin yarışma dahilindeki başarılarını göz önünde bulundurursak bu sene oldukça ilk 3 için oldukça şanslı olabilirdik.

      Gelelim bu sene ilk 10 girmesini beklediğim şarkılara. Videolarn altında nedenleri ve düşüncelerimle ilgili küçük yazılar bulacaksınız. Keyifle okuyunuz ve yorum kısmında benimle düşüncelerinizi paylaşmayı unutmayınız. 39 ülke arasından aynı ilk 10 sahip olmamız neredeyse mümkün değil o yüzden burada yer almayan favori şarkılarınızı da benimle muhakkak paylaşın.

10 Dina Garipova-What If (Rusya)


      Şarkıya bayıldığımı asla söyleyemem. Hatta böyle yaşasın barış, kardeşlik alarmlar sussun silahlar bırakılsın gibi sevgi pıtırcığı şeklindeki şarkıların Eurovision'a alınmaması gerektiğini bile düşünüyorum. Tamamen politik ve samimiyetsizlik örneği olarak gösterilebilir. Hele ki böyle bir şarkı Rusya'dan gelince insansa daha büyük bir iticilik hissi uyandırıyor. Peki neden 10. sıra derseniz malum Rusya yandaşlarından çok büyük bir destek görüyor bu yarışmada ilk neden olarak bunu söyleyebilirim. İkinci neden ise Dina Garibova'nın sesinin güzelliği. Gerçekten çok beğendim kızın sesini. 

9 Krista Siegfrids-Marry Me (Finlandiya)


      Malum önümüz yaz evlenmeyi bekleyen binlerce çift var ve hepsinin düğün hazırlıkları boy boy sosyal paylaşım sitelerinde yerini alıyor. İşte düğünde giyeceğim ayakkabılar bunlar hop Instagram'a konuyor, işte düğün davetiyemiz hop Facebook postu oluyor, Foursquare üzerinden gelinlikçilerde müstakbel damat adayları etiketlenerek check-in yapılıp paylaşılıyor. Elbette evlenme hazırlıkları içerisindeki hanım kızımız için her şey yolunda peki ama bunları telefon veya bilgisayarlarından takip eden evde kalma korkusu ile yanıp tutuşan kızlar? Sevdiği adamla bir türlü kavuşamayan ya da evlenme teklifi alamayan garibanlar? İşte onlar bu şarkıyı yarışma içerisinde ilk 10'a sokup sonrasında da "Sana benden başka en şeker bebekleri kim verir hobareynn"  diye bağıra bağıra söyleyeceklerinden eminim. Biraz çakmalık var şarkıda evet kabul ediyorum ama yine de gideri var.

8 Cascada-Glorious (Almanya)


      Almanya bu sene yarışmaya daha önceden Everytime We Touch isimli şarkısıyla tanıdığımız Cascada ile katılıyor. Son zamanlarda duymaya fazlasıyla alıştığımız hatta sıkıldığımız ama iki yudum alkol alınca yine de eşliğinde salınmaktan kendimizi alamadığımız elektronik alt tabanlı bir dans şarkısı Glorious. Cascada'yı zaten hal ve edasıyla hiçbir zaman elektronik müziğe yakıştıramadım. Bir de o Antalya'ya tatile gelmiş de animasyon gösterileri sırasında oryantal yapmaya çalışan bir çok Kuzey Avrupalı kadına has ritimsiz kütüklüğü ile bence bu işlere hiç girmemeli. Ben nasıl ki haddimi, şeklimi,şemalimi bilip Breakdance yapmıyorsam o da yapmasın. Üstüne bir de o kollara yapıştırılan taşlar, ucuz şeker tülünden yapılmış kuyruk girince işin içine bazı şeyler olmuyor olamıyor. Demek istediğim kısaca şu bu kadına bu tarz yakışmıyor. Şarkıya gelince ilk dinlediğimde oldukça ucuz geldi kulağıma hoş hala da fikrimde bir değişiklik yok ama bir şekilde insanı gaza getirdiği kesin. Özellikle 1:12'de devreye giren müzik insanda elindeki buzlu alkolü beyaz t-shirtünün üstüne döküp üst düzeye taşınan seksilik hissiyle dans etme isteği uyandırıyor. Bu arada sevgili Cascada 2007 yılında Everytime We Touch ile bize seslendiğinde incecik kızdın. Acaba şarkıda " I can feel music in me" derken müziği gerçek anlamda yediğini ima ediyor olabilir misin? Sesin güzel o ayrı.

7 Valentina Monetta-Crisalide (San Marino)


      İşte benim gizli favorilerimden bir tanesi. Yükselen ritmi ile dinleyeni ayakta tutan, Valentina'nın yormayan güzel sesi ile hayat bulan bir şarkı. Hakkında tek şüphe duyduğum şey canlı performansta ortaya ne kadar başarılı bir sonuç çıkacağı. Eğer buna yakın okursa belki de hayatımda ilk defa San Marino'ya oy gönderme isteği duyabilirim. Ama 2007 yılında Polonya adına yarışan The Jet Set gibi bir hayal kırıklığı yaşatırsa ilk 15de bile kendine yer bulamaz. Sana güveniyorum Valentina...

6 Hannah-Straight Into Love (Slovenya)


      8 numarada yerini alan Cascada'nın en büyük rakibi bu yarışmada Hanna. İkisi de aynı tarz müzik ile karşımıza çıkıyor ama Hanna bana kalırsa birkaç adım önde. Saçı, makyajı, kıyafeti, sahnedeki duruşu ve seçtiği giysilerle. Glorious müzikal anlamda Straight Into Love'dan çok daha iyi olsa da ben moda tasarımcısıyım ve burada mesleğimin bana verdiği sorumluluğu kullanıyorum. Evet şarkı yarışması bu kılık kıyafete, tarza neden bakıyorsun diyebilirsiniz. Ben de madem öyle o zaman herkes perde arkasından söylesin şarkısını derim. Müzik artık görsellikten uzak düşünülemiyor. Aksi olsaydı Beyonce o dansçıları ile aynı adımları aynı salisede atabilmek için kendini yırtar, bir turne öncesi aylarca çalışmak zorunluluğu duyar mıydı? Elbette hayır. O zaman Hanna'da 6.lığı hak ediyor bana göre. Gerçi anladığım kadarıyla o da kalas ama bacakları güzel en azından.

5 Koza Mostra & Agathon Lakovidis-Alcohol Is Free (Yunanistan)


      Değişik bir müzik, eğlenceli oldukları gün gibi aşikar bir grup var karşımızda. Yaptıkları müziğe Greek Ska demek uygun mudur bilmiyorum ama değilse bile çok yanlış olacağını düşünmüyorum. Kareli İskoç etekleri tam anlamıyla gönlümü kazandılar. Enerjik, kıpır kıpır. En son 2007 yılında yarışan Verka Serduchka Dancing isimli şarkısı ve çılgın görüntüsü ile böyle bir his yaratmıştı bende yarışma dahilinde. Yarışma öncesinde nasıl bir show ile karşıma çıkacağını merak etmiştim. Şimdi aynı merakı Koza Mostra'da yaşıyorum. Evet  alışılmışın dışında olabilir ama bazen güzel oluyor böyle şeyler yarışma içerisinde. Bir de Alcohol Is Free diyorlar gönlümü daha çok alıyorlar.

4 Robin Stjernberg-You (İsveç)


      Belki de listede olması konusunda en çok tepki alacağım şarkı olabilir You. Robin'in suratında yaklaşık 7 kişiyi 3 gün götürecek miktarda kapatıcı ve fondöten var ve bu ona fazlasıyla iticilik katıyor. Tamam kabul ediyorum ama sesini ne yapacağız. 22 yaşındaki bu genç bana göre bu sene erkekler arasındaki en iyi sese sahip. 22 yaşındakilere genç demeye başladığımın farkına varmamla bütün yazma isteğim kaçtı yemin ederim. Neyse güzel işte ben çok beğendim blog benim zevk benim listeye de koyarım 4.lüğü de veririm.(Yazar son satırları yazarken sinir krizi geçiriyordu...)

3 Margaret Berger-I Feed You My Love (Norveç)

      İlk dinlediğim andan itibaren sürekli bana bir şarkıyı anımsatıyor ama bulamıyorum. Army of Me geldi ilk olarak aklıma ama yok değil bulamadım. Sonuç olarak gerçekten çok ama çok başarılı bir şarkı I Feed You My Love ve bana göre birinciliği elde etmemesi için de hiç bir sebep yok. Yarışma sonucunda kaçıncı olacağını merakla beklediğim ülkelerden biri Norveç. Margaret ablam sesin çok güzel ama yer yer ortaya koyduğun sarışın cilvesini kaldırmıyor bu şarkı. Sakinliğini kaybetme ve ne olur saçını liseli kız kavgasından çıkmışçasına örme. 

2 Amandine Bourgeois-L'Enfer Et Moi (Fransa)


      Biraz boşvermişlik, biraz karanlık, yüksek kafalar, Fransızcanın insanın içine gıcıklayan hissi, seslendiren karizmatik bir kadın ve mükemmel bir şarkı. Fransa'nın uzun yıllar sonra yarışma dahilinde ortaya çıkardığı en güzel şarkı. Saatlerce, tekrar tekrar dinleyebilirim nitekim dinliyorum da. Üstüne bir de klibini izlemekten de çok zevk alıyorum. Uzun lafın kısası eğer büyük bir aksilik olmaz, Fransa yıllardır diğer ülkelere karşı sergilediği kibirinin cezasını çekmezse bana göre kesin ilk 10 içerisinde yer alır.

1 Emmelie De Forest-Only Teardrops (Danimarka)


      Bana sorarsanız yarışmanın tartışmasız en iyi şarkısı. 20 yaşındaki Emmelie De Forest dışında başka birsinin söylediğini de düşünemiyorum bu şarkıyı. Müziğin içinde mevcut o doğal hisse sesi ve görüntüsü ile o kadar uygun ki. Yer yer yorumunda geçen sene kazanan Loreen'e benzerlik gösterse de bu sene kazanmaması için hiç bir neden yok. Bana kalırsa Danimarkalılar önümüzdeki sene için şimdiden hazırlanmaya başlasalar hiç fena olmaz. Çünkü durum onu gösteriyor.

     Bakalım 14 ve 16 Mayısta yarı finalleri 18 Mayısta ise finali gerçekleştirilecek Eurovision şarkı yarışmasının bu seneki birincisi kim olacak.

0 yorum:

Yorum Gönder