.

.

13 Kas 2013

Jennifer’ın Katili Kim?




                Jennifer Lawrence; birbiri ardına gelen başarıları, inkar edilemez yeteneği ve herkesi etkileyen sempatisiyle son yılların en çok parlayan aktristi. Kazandığı Oscar heykelciğini almak için sahneye çıkarken düştüğünde bile birçok insana "Aptal lan Bu" "Ahahh Düştü Salak" gibi sözler söyletmek yerine “Ya kıyamam çok tatlı” dedirtebilen bir enerjisi var kendisinin.

                Bu enerjisinin etkisine çok fazla güveniliyor olmasından mı bilinmez anlaşmalı markası Dior da elinde güzel yıldıza yakışmayacak ne kadar kırmızı halı kıyafeti varsa giydiriyor. Oscar töreninde giydiği yere göğe sığmayan kırık beyaz elbise, Golden Globes’da ütüsüz gibi duran kırmızı elbise, SAG Awards’daki mor kundağı andıran elbise, Cannes’daki siyak beyaz elbise, Bafta Awards’daki tuhaf işlemeli uçuk pembe elbise… Hepsi Dior’un “Jeniffer Lawrence Nasıl Daha Kötü Görünür” başlıklı deneysel çalışmasının eseri.

           Ve bu çalışmanın başarısı geçtiğimiz günlerde gerçekleşen “The Hunger Games”in Londra Prömiyerinde doruk noktasına ulaştı. Bel ve kalça hattı arasından başlayıp, elbisenin sağ tarafını etek ucuna kadar kaplayan ve çok ucuz duran pul,boncuk işlemesi, o işlemelerin ağırlığını kaldıramayacak kadar güçsüz beyaz ipek kumaşın kişiliksizliği, etek boyunun çirkinliği, böbrek dekoltesi ile birleşen sırt dekoltesinden sarkan o kumaş parçasının gereksizliği ile Dior diğer bir deyişle Raf Simons belki de meslek hayatının en kötü işini ortaya koymuş demek çok zor olmaz. Yetmiyormuş gibi bir de bunu Jennifer Lawrence’a giydirip üstüne kırmızı halıya salarak ünlü yıldızın da katili olmuş demekte de bir sakınca olacağını sanmıyorum. Ne demişler “Göz Var İzan Var”…


               Not: Bu arada Jennifer’ın kısacık kestirdiği yeni saçları hakkında çok kararsız kaldım. Siz ne düşünüyorsunuz?




0 yorum:

Yorum Gönder