.

.

10 Kas 2014

Mayonun Tarihi ve Bir Kadının Tutuklanma Hikayesi


Moda toplumsal olaylar ile sürekli ilişki halinde olan, bu doğrultuda şekil alan ya da toplumların şekillenmesine neden olan en önemli olgulardan biri.  Tarih içerisinde bu savı destekleyecek birçok örnek bulmak mevcut. Örneğin petrol savaşlarının ardından moda sahnesinde petrol ve toprak renklerinin ön plana çıkması ya da Amerika-Japonya görüşmelerinden sonra Uzakdoğu giysilerinin dünyanın her yerine yayılması tesadüf değildir. Mayo ile ne alakası var bu durumun diye düşünenleriniz olabilir. O zaman hemen konuya bu noktada yumuşak bir geçiş yapmak istiyorum. 

19. yüzyıl cinsiyet ayırmadan cinsel sınırların en keskin şekilde çizildiği, cinsellikle alakalı bütün kavramların yasak ve zararlı görüldüğü dönemdir. Durumun ne kadar vahim olduğunu hayvanat bahçelerindeki hayvanlara cinsel organlarını örtmek için pantolona benzer giysiler giydirilmesinden ya da dönemin bilim adamlarının mastürbasyon yapan kişilerin cinsel organlarının kuruyup düşeceğini dile getirmelerinden anlayabilirsiniz. Bu kadar tutucu ve baskıcı bir düşünce yapısı elbette giyimi de etkilemiş dönemim giysilerinde kat kat giyilen ve vücut hatlarını göstermeyen giysiler tercih edilmek zorunda kalınmıştır. Bu özellik denize girerken giyilen kıyafetlerde de kendini göstermiştir. Kadınların giydiği deniz giysileri (dikkat ederseniz mayo demiyorum) yine üst üste giyilen parçalardan oluşmuştur. Hatta durum o kadar vahimdir ki kadınlar denize yüzen paravanlar eşliğinde girmişlerdir. 

Bu kadar sert kuralların yaşandığı bir dönemin üstünden çeyrek asır geçmeden Avustralya'lı bir kadın çıkar dünya sahnesine. Adı Annette Kellerman'dır ve dönemin en iyi kadın yüzücülerindendir. Çocukluk yıllarında beline ve ayaklarına takılan platinler ile yürüyebilen bu mucizevi kadın yüzme sayesinde kısa sürede engelleri aşmış ve olimpiyat madalyası kazanmaya kadar giden bir başarı öyküsüne imza atmıştır. Dönemin birçok sıkıntısından uzak bir kıtada hayata gelmiş olmanın vermiş olduğu rahatlık ile kadın olmanın zorlukları ile çok fazla karşılaşmamıştır. Bu nedenledir ki 19. yüzyılın sonlarında Avustralya'da erkeklerin giydikleri tek parçalı kısa paçalı deniz giysilerini rahatlıkla giymiştir. Fakat durum Kellerman'ın başarılarının dünya çapına yayılması ile değişmiştir. 

1905 yılında  kadınlar yüzme festivaline katılmak için Londra'ya giden Kellerman Avustralya'da giydiği kısa paçalı, tek parçalı ve kolsuz mayosunu bu turnuvada da giymiştir. Turnuvanın sadece kadınlara yönelik bir organizasyon olmasından dolayı problem yaşamamıştır. Fakat yarışmada aldığı madalyadan sonra Kraliyet ailesi tarafından kadın ve erkekler tarafından izlenecek bir şov için saraya davet edilmesi, bu gösteride de aynı mayoyu giymesi problem doğurmuş, tutucu yapıya tamamen zıt olan bu giysi ile gösteri yapmasının mümkün olmadığı dile getirilmiştir. Kellerman mayosunun altına giydiği çorap ile bu krizi atlatarak gösterisini sunmuştur.



1907 yılında bir turnuva için gittiği Boston'da plajda mayosu ile denize giren Kellerman'nın şansı Londra'daki kadar iyi gitmemiş kolları ve boynu göründüğü için tutuklanarak mahkemeye çıkarılmıştır. Savunmasında bu giysi ile yüzmenin daha sağlıklı, rahat ve güvenli olduğunu anlatmış hatta uygulamalı olarak göstermiştir. Bu tutukluluk ve dava dönemi dünya genelinde büyük yankı yaratmış özellikle kadınlar Annette Kellerman'in serbest bırakılması için girişimlerde bulunmuşlardır. 

İşte bir kadının giyim tercihi nedeni ile yargılanması ve toplumdaki bireylerin ayağa kalkması yeni bir giysinin kabulüne ve yayılmasına neden olmuştur. O kadar ki Kellerman daha sonra dünyanın ilk modern mayosunun seri üretimine başlamış ve kendisi gibi baskılardan bunalan kadınların yoğun talebi ile karşılaşmıştır. Ve mayonun tarihteki ilk ismi Kellerman olarak kayıtlara geçmiştir.

Hadi gelin modaya ve kadının yerine yeni bir boyut kazandıran Annette Kellerman'in görsellerine bir bakalım.





4 yorum:

  1. işte bu kadın bir ikon. yaptığı devrim erkek egomonyasının yıkımı ve kdının sadece sex objesi olmadığının kanıtı.fakat 21.yüzyılda bile hala aynı bağnazlıkla yaşamıyormuyuz sanki.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Aynen katılıyorum size. Aradan geçen 100 yılı aşkın sürede bir arpa boyu yol alamamak insanı daha çok üzüyor.

      Sil
  2. Mayo konusunda alınan mesafenin sizde gidilen bir mesafe hissi oluşturmamış olması ,bir arpa boyu bile olsa, ve bu durumun üzüntüye neden olması bloğa yeni katılan beni de üzmüştür.

    YanıtlaSil
    Yanıtlar
    1. Merhabalar. Öncelikle dikkate değer bulup okuduğunuz sonrasında da yorum yazdığınız için çok teşekkür ederim. Bir konuda yanlış anlaşıldığımı düşünüyorum ve bu konuya açıklık getirmek isterim. Bir arpa boyu yol alınamama terimini " kadınlara bakış açısının değişmemesi, erkek egemen toplumun kadınlar üstündeki baskısının 100 yıl önce nasılsa aynı şekilde devam etmesi" durumu için kullanmıştım. Umarım açıklayıcı olmuştur. Sevgiler.

      Sil